Çevre raporlarının hazırlanmaya başlanmasından bu yana belki de hakkında en fazla konuşulan, en merakla beklenen raporlardan biriydi bu.

Raporda, iklim değişikliğinde insan faaliyetlerinin büyük rolü olduğu belirtiliyor.
BM İklim Değişikliği Paneli'nin hazırladığı 2007 raporunun ilk bölümü Paris'te açıklandı.
Peki, yeni olan ne var bu raporda?
"Acil harekete geçilmesi ihtiyacı", "nedenin ne olduğu konusunda şüphe olmadığı", "önümüzdeki günlerde büyük etkiler görüleceği" gibi ifadeler çok tanıdık.
Aslında tüm bunları daha önce de duyduk denebilir; zira BM İklim Değişikliği Paneli'nin yaptığı aslında var olan raporları yeniden değerlendirme ve karşılaştırarak okuma. Dolayısıyla elindeki tüm veriler zaten yayımlanmış durumda.
Raporda yansıtılan değişimlerin boyutları 2001 yılında yayımlanan raporla kıyaslandığında temelde değişmemiş gibi görünüyor; tablonun daha karanlık görünüp görünmediği nasıl yorumladığınıza bağlı.
İklim değişikliğinin büyük oranda insan faaliyetlerinden kaynaklandığı yönündeki kanının, 2001'de yüzde 66 dolayında iken, şimdi yüzde 90'a çıkması önemli.
Birleşmiş Milletler Çevre Programı'nın başkanı Achim Steiner, bunun ne anlama geldiği konusunda şöyle dedi: "2 Şubat 2007, iklim değişikliği ile insan faaliyetleri arasında bir bağlantı olup olmadığı üzerindeki soru işaretinin kalktığı tarih olacaktır."
Bugünlerde iklim değişikliği konusunda çevreci gruplar ile hükümet yetkililerinin sözlerini birbirinden ayırt edebilmek zor - şimdi buna iş dünyasından isimler de ekleniyor.
İngiltere'nin Çevre Bakanı David Miliband, örneğin, "Bilim ya da iklim değişikliği üzerine tartışmalar bitti. Tehlikeli boyutlarda iklim değişikliğinin önlenmesi için şans penceresi zannettiğimizden çok daha hızla kapanıyor." dedi.
Miliband'in görüşlerini "Uluslararası Yeşilbarış Örgütü - Greenpeace" de yansıtıyor.
Örgütün iklim ve enerji kampanyasını yürüten Stephanie Tunmore, "Burada hükümetlere açık bir mesaj var ve harekete geçmek için zaman daralıyor" diyor.
Dünyadaki genel sorun aslında söz konusu pencerenin sera gazları salınımındaki artış nedeniyle sonuna kadar kapandığı, hatta kilitlendiği.
Raporda şu tespit yapılıyor: "Yıllık fosil yakıt karbon dioksit emisyonları 1990'larda ortalama 6,4 milyar ton karbon iken, 2000-2005 döneminde 7,2 milyar ton karbona yükseldi."
Miliband ve Tunmore eğer pencerenin hâlâ kapanmadığına küresel toplumu ikna etmek istiyorsa, o zaman hızla harekete geçmek zorundalar.
Bazı gözlemciler, raporun siyaset dünyasını ve iş çevrelerini şoke edeceği konusunda iyimser.
Dünya Doğal Yaşam Örgütü WWF, iş dünyasından liderleri fosil yakıt kullanımının azaltılması sürecine sokmaya çalışıyor.

İş dünyasının iklim değişikliğine karşı tutumlarında da değişim olduğu söyleniyor.
Örgütün küresel iklim değişikliği programının başkanı Hans Verolme, iş dünyasının tavırlarında gözle görülür bir değişim olduğunu söylüyor.
Ancak BM İklim Değişikliği raporunun herkesin dikkatini çekeceğine inanmıyor.
Verolme, "Eğer harekete geçmemek için bir bahane ararsanız, o zaman bilimsel tartışmanın ve belirsizliklerin doğası gereği bir bahane bulursunuz." diyor.
(Richard Black / BBC)