Durumun vahametini görüp paçası çoktan tutuşan da var, hâlâ ciddiye almayan da. Küresel ısınma günlük rutine bariz etkilerini salarken, farklı alanlardan beş bilirkişiye hayatımızda ne değişeceğini sorduk.
Birkaç sene öncesine kadar küresel ısınmadan, iklim değişikliğinden bahsedenler ya kafası bilimkurguya yatkın uçuk insanlar, lüzumsuz kötümserler, ya da 'Aman bunlar et, tavuk da yemiyor' denen marjinal yaratıklar olarak görülürdü. Özellikle bu yıl geç gelen karlar, dengesi şaşmış yağmurlar, erken tomurcuklanıp meyve ümidi vermeyen ağaçlar ve gazete sayfalarında farklı santimetrekarelere sığışmış, kış uykusuna yatmayan ayılar, eriyen buz kütleleri, boğulan kutup ayıları, haritadan yok olan ada haberleri bir tokmak gibi indi kafalara. Kaçkarlar'da, Hakkâri'de buzulların yüzde 97'si eriyor, Konya Ovası'nda kuraklık başlıyor, Tuz Gölü kuruyor... Övünülecek hiçbir yanı yok: Hükümetlerarası İklim Değişikliği Grubu'nun raporuna göre Türkiye, sera gazı üretimini en yüksek hızda artıran ülkelerden biri. Dün bir film girdi vizyona: 'Uygunsuz Gerçek' (An Unconvenient Truth). Yönetmenliğini Davis Guggenheim'ın yaptığı bu film, sinema tarihinin en gerçek 'kurgusu' aslında. Anlatıcımız, kendisini 'Amerikan tarihinin en yanlış anlaşılmış adamı ilan eden', eski Amerikan Başkan Yardımcısı, 2000 yılında Bush karşısında seçim sistemi mağlubu Al Gore. Hayatının bir noktasından sonra 'merkez' hayallerinden cayıp, kendisini 'çevreye' veren Gore, bir misyoner edasıyla insanlığı uyarıyor: 'Beklememeliyiz. Bekleyemeyiz. İhtiyacımız olan tek şey politik irade. Demokrasilerde politik irade yenilenebilir bir enerjidir.".
Eskilerin deyişidir, ahir zamanlara iyi düşer: Takkeyi önümüze alıp düşünme ve de üzerine harekete geçme zamanı. İzmir'de Rec Türkiye önderliğinde 'İklim Değişikliği İçin STK Buluşmaları'nın üçüncüsü ve en önemlisi 26 Ocak'ta gerçekleşti. Dünya iklim uzmanları, BM gözetiminde düzenlenen 'Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli' sonrasında, 2001 yılından bu yana en acı dilli küresel ısınma raporunu dün yayımladı. Civar tepelerden kartopu sıkıştırıp, 'küresel ısınmaya karşı 1 YTL'ye orijinal kartopu' diye çığıran seyyar satıcının da bir haber değeri vardır elbet ya da vizyonda başka filmler... Fakat durum hakikaten fena. Buna şans denirse, dünyanın sonunu görebileceğiz belki de, hep birlikte... 'Küresel ısınma' deyince, sadece havaların biraz ısınacağını sanan ve bundan memnun olanlara, hayatımızdan gerçekten nelerin değişeceğine, değişmek zorunda kalacağına dair küçük bir rehber hazırladık.
Ümit Şahin
Çevre İçin Hekimler Derneği II. Başkanı / Halk Sağlığı Uzmanı
Öncelikle sıtma, Batı Nil ateşi, şark çıbanı gibi tropikal hastalıkların artışından söz edebiliriz. Bunlar tropik bölgelerde sivrisinek gibi vektörler dediğimiz küçük hayvanlarla bulaşan hastalıklardır. İklim değişikliğiyle tropikal bölge, daha şimdiden ılıman bölgeye doğru 200 km. kadar genişlemiş durumda, gerisi de gelecek. İngiltere gibi soğuk bir ülkede bile birkaç yıl içinde sıtma görülme ihtimalinden ve hazırlıklardan bahsediliyor. İkinci büyük etki kuraklık ve içme suyunun yetersiz hale gelişi. Bu da suyla bulaşan tifo, kolera, dizanteri gibi hastalıkların yaygınlaşması riskini doğruyor. İshalli hastalıkların artışı, çocuk ve bebek ölümlerini yükseltme tehlikesi taşıyor. Üçüncü büyük etki sıcak dalgaları nedeniyle ortaya çıkan hastalıklar. 2003'te Avrupa'da böyle bir deneyim yaşandı; iki haftada sadece Fransa'da 15 bin, Avrupa'da 50 bin kişi öldü. Sıcak dalgası zaten kalp ve solunum yolları hastalıkları olanları, uygunsuz koşullarda yaşayanları, yaşlıları etkilediği gibi, hiç beklenmeyen genç ölümlerine de neden oldu. 2007'nin yine çok sıcak bir yaz olması bekleniyor. Türkiye'de 'sıcak dalgası'nın tanımı bile yapılmadığından Sağlık Bakanlığı'nın elinde bu tür ölümlere dair rakam yok. Biz etkilenmiyormuşuz gibi görünüyor. Oysa Güney ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde zaten görülen tropik hastalıkların alanının genişlediği ortada. Sel, kasırga gibi iklim değişikliği kaynaklı doğal afetler de tabii ki büyük risk. Sel ve selin yaratacağı yaşam koşullarının elverişsizleşmesi bulaşıcı hastalıkları tetikleyecektir ki geçen yıl Batman'da bu yaşandı. Karmaşık bir süreç olduğundan yeni çıkan virüsleri, kuş gribini bile iklim değişikliğine bağlayabiliriz. Bu yüzden de küresel ısınma önümüzdeki en ciddi halk sağlığı problemi.
Prof. Dr. Ercan Tezel
Otomotiv Sanayii Derneği Genel Sekreteri
Küresel ısınmanın başlıca nedenlerinden biri karbondioksit emisyon ve bunu sağlayan da üç şey var: Kentsel ısınma, sanayi ve bizi ilgilendiren, motorlu araçların kullanımı. Kyoto Antlaşması'ndan bu yana, hükümetlerin mevzuatta yaptığı değişiklerle çok ilerleme sağlandı. Küresel otomotiv sanayi değişiklikler yapmaya mecbur oldu. Örneğin 10-15 yıl önce bir aracın yakıt tüketiminde 100 km'de 15-16 litre normal sayılırken, bugün bu rakam 5 litreye kadar düştü, ki bu da marjinal bir sınır. Bundan sonra yapılacak olan, aracın ağırlığını azaltan malzeme arayışına girmek. Aracı küçültmek konfor ve güvenlik açısından iyi değil çünkü. Her yıl 65 milyon motorlu araç üretiliyor. Amerika ve Avrupa artık doydu, fakat bizim de dahil olduğumuz gelişmekte olan ülkelerde 'araçlaşma' hızla sürüyor. Alternatif ne? Elektrik ve akaryakıtla çalışan 'hybrid' araçlar, daha az yakıt tüketen, doğal ya da tarımsal kaynaklı yakıtlarla ve tabii uzun vadede hidrojenle çalışan araçlar... Toplu taşımada da alternatiflere gitmek zorundayız. Trafik yoğunluğunda dur-kalk yüzünden daha çok yakıtın tüketildiği büyük kentlerde demir ve deniz yollarına yönelmek gerekli. Park tarifelerinin yükseltilmesi, vergilendirme, yaya yollarının artırılması gibi yöntemlerle bireysel otomobillerin kent içine sokulmaması özendirilmeli. AB ülkelerinde artık fiyat listelerinde aracın karbondioksit emisyon miktarı da yazıyor. Bizde de böyle bir şey olsa bunu özümseyecek tüketici var mı bilmiyorum ama.
Bahar Korçan
Modacı
Sekiz sene önce bir proje için Doğal Hayatı Koruma Vakfı'ndan su üzerine bir saatlik bir seminer alıp, sonra oradan şoke olarak çıkmıştım. Ailece çok çevreye duyarlı insanlar olmamıza rağmen, duyduklarım çok ürkütücü gelmişti, her önüme gelene anlatmaya başladım. O zamanlar çok uzak görünüyordu bu gün yaşadıklarımız. Fakat artık gerçek o kadar dayandı ki... Teknik tekstilde çok şey değişecek. Örneğin bu yazdan itibaren, insanlar UV ışınlarını geçirmeyen, nanoteknolojiyle üretilmiş tişörtler giymek zorunda kalacak. Bu tür kumaşlar koleksiyonlara girecek. Çünkü modadan, lüksten anladığımız değişecek. Bu seneki yaz koleksiyonumda beyaz şemsiyeler olacak. Çok somut bir şey var, güneşe çıktığımızda artık vücudumuzda lekeler oluşuyor. Şakası kalmadı. Ben başından beri koleksiyonlarımda doğaldan yana oldum. Neticede hepimiz çöp üretiyoruz, tasarımlarımızın doğaya karıştığında ne olacağını da düşünmemiz gerekli. Fakat Türkiye'de tekstilciler ancak ihracat yaparken müşteri kendilerinden talep ettiğinde bir şeyleri değiştirecekler. Aslında hassasiyet tam oluşmuş değil. Geleceğin insan modelinin tamamen farklı olması gerekiyor. Moda bunun yanında bir yan unsur ki ben başından beri öbür türlüsünü son derece yapay buluyorum.
Han Tümertekin
Mimar
Küresel ısınmanın doğrudan etkilerinin dışında zaten bir süredir daha çevre bilinçli yapı tasarımları yapıldığı bir gerçek. Fakat ben şahsen çevre bilincinin tek belirleyici olduğu mimari tasarımların mimari kalitelerini tartışılır buluyorum. Ben daha çok mimari ve mekân ilişkisine tutkuyla bağlanmış biriyim. Küresel ısınmayı ve sonuçlarını önemsemiyor, konuya tersten yaklaşıyor gibi görünebilirim, ama aslında hiç değil. Çünkü ben iyi bir yapı tasarımının zaten bu tür değerleri bir dengeyle içinde barındırdığını, çevreyi dinleyerek yapıldığını düşünüyorum. Örneğin bir Ege köyünde bir bina tasarlarken, nasıl olsa air-condition'la serinletilir diye düşünmem, şiddetle ve kesinlikle zaten doğal havalandırmanın yollarını ararım. Binlerce yıl önce orman olmayan bir yerde evler taştan yapılıyorsa, bugün de aynı şekilde yakın çevrenin olanaklarını hesaba kattığımızda vicdanımız rahat olabilir. Özellikle bizim alanımızda trendler vardır, bu çevreci yaklaşımın bir pazarlama enstrümanı olarak kullanılmasına tedbirle yaklaşırım. Sonuçta her şey değişecek ve yeni tasarımlar, yeni sorunlar ve daha çok çözüm önerileriyle tasarlanacak. Bu inatçı yaklaşımımın temelinde sadece iyi tasarıma olan inancım var. Daha bugün yeni bir proje sunduk, bir İngiliz 'sürdürülebilirlik danışman' şirketle birlikte çalışıyoruz. Bizim gayet sıradan bulduğumuz, iyi tasarımın zaten barındırdığı, binanın baktığı yön, aldığı rüzgar gibi verileri dikkate alarak yaptığımız tasarım, bu şirketin yılın her gününü hesaplayarak yapıyı testten geçiren son teknoloji bir bilgisayar programından geçti. Bunun iki sonucu var: Üç yıl önce işveren böyle şeylere bir bütçe ayırmıyordu. İki, iyi tasarım, zaten çevreye duyarlı ve ileri teknolojiden onaylı.
Tarık Bayazıt
Changa'nın Sahiplerinden
Son yapılan araştırmalardan biri İngiltere'nin ürettiği karbondioksit gazının yüzde 4'e yakın bir kısmından yiyecek içecek endüstrisini sorumlu tutuyor. Bu nedenle önümüzdeki yıllarda daha az karbondioksit üretimine neden olacak teknolojik gelişmeler bekleniyor; yeni jenerasyon buzdolapları, pişirme araç-gereç ve teknikleri gibi... Diğer yandan değişen iklim şartları tarım teknolojilerinde yeniliklere gebe. Birkaç yıl önceye kadar şüpheyle yaklaşılan genetik değişime uğramış tarım ürünleri (tahıl/bitki tohum araştırmaları) kendi başına bir endüstri haline gelmiş durumda ve daha da yaygınlaşacak. 'Biotek' çiftçilerin sayısı şu anda 8,5 milyon; önümüzdeki birkaç yıl içinde sayının 20 milyona çıkacağı tahmin ediliyor. Şarap endüstrisi panikte zira iyi kalite şarap üretimi için gereken tutarlı hava şartları, ısı ve nem oranları küresel ısınma nedeniyle artık yok! Yüksek ısılarda şaraplık üzüm bitkisinin fotosentez sıkıntısı çektiği, şekerin parçalandığı ve dolayısıyla üzümü kaliteli şarap üzümü olmaktan çıkardığı biliniyor. Sibirya'da bile yetişebilen genetiğiyle oynanmış üzümlerden şarap içerken bulabiliriz kendimizi! "Hayvancılık endüstrisinin metan gazı ve karbondioksit üretimine katkısı ve azaltılması araştırmaları" adı altında konferanslar düzenleniyor şimdiden! Kim bilir yediğimiz et, diğer hayvansal ürünler nasıl değişecek? Tropik bölgelerden başlayacak üretim mevsimi kısalmaları milyarlarca insanın bırakın yeme içme adetlerini, hayatta kalma şartlarını etkileyecek. Daha az fosil yakıt tüketimine dönük yakın çevremizde yetişmiş ve organik tarım yöntemleriyle üretilmiş yiyecek ham maddeleri yani sebze, meyve ve tahıllar sadece besin değerleri açısından değil, çevre açısından da revaçta artık (daha az nakil dolayısıyla daha az yakıt sarfiyatı, daha az gübre dolayısıyla daha az nitrojen ve petrol bazlı üretim, daha az erozyon ve topraktan karbondioksit salınımı). Bu eğilim kesinlikle artarak sürecek.
Adil Akgün 51, Kunduracı
Küresel ısınma deyince aklıma bir tek tabiatın bozulması geliyor. Kuraklık artıyor, yarınımızdan şüphe ediyoruz. Vallahi bizim duyarlılığımız şu: Suyu tasarruflu kullanmak, tabiatı kirletmemek. Küresel ısınma dünyanın sonunu getirir tabii. Dünyanın sonu zaten gelecek.
Elif Erkaya 27, Reklamcı
En başta aklıma sınai hayvancılık geliyor. Bence küresel ısınmayı destekleyen en büyük etken sınai hayvan üretimi. Kış henüz tam anlamıyla yaşanmıyor. Nüfus artışı da büyük etken tabii. Ben et yemiyorum, deodorant, çamaşır suyu kullanmıyorum, deterjan kullanımına dikkat ediyorum. Dünyanın sonunu insanlar getirecek.
Burak Akmeşe 15, Öğrenci
Küresel ısınma dediğimizde dünyanın doğal dengesinin bozulmaya başlaması aklımıza geliyor. İnsanlar, devletler kendi menfaatlerinden başka bir şey düşünmüyor. Daha az teknolojik aletleri kullanması bir önlem olabilir. Mesela çok fazla nükleer santral yapılıyor. İnsanların hayatları dikkate alınmıyor.
Barış Gümüştaş 18, Öğrenci
Ayılar kış uykusuna yatmamış bu sene. Amerika yüzyılın en sıcak kışını yaşıyor. Petrol fiyatları düştü bu yüzden. Araplar tırstı. Panik olmuyorum, çünkü daha kötüsü de olacak. Güneş enerjisinden yararlanın diyorlar da, ben nasıl yararlanabilirim ki? Tamam, Kaliforniya'da çölde yaşıyor olsaydım, başka...
Filiz Karahasanoğlu 48, Sosyal Danışman
Bu gidişatla ilgili kimsenin önlem almak gibi bir derdi yok. Herkes araba alıyor, bir haneden üç kişinin arabası var. Otomotiv sanayii de bunu teşvik ediyor. Tüketim toplumuyuz artık! Küresel ısınmaya karşı adım atması gerekenler, kapitalizmi ve devleti yönetenler olmalı. Bizlerin de en azından ses çıkarması gerekiyor.
Rüştü Biçici 62, Emekli
Sera gazlarının doğaya yaptığı tahribattır küresel ısınma. Kanunların uygulanmasıyla, dünyanın total olarak bir tedbir almasıyla belki çözüme ulaşılabilir. Birey olarak ağaç dikebilirim, güneş enerjisinden yararlanmak için kendi çapımda bir şeyler yapabilirim. Ama Kyoto Protokolü'nü imzalamayan devlet varsa, ne fayda?
Güneş S. Yemez 31, Sanatçı
Bir senedir deterjan yerine doğal temizlik malzemeleri kullanıyorum. Elektriği daha sınırlı kullanmaya çalışıyorum. Kâğıt ve kalem tüketimimi minimuma indirdim. İnsanlar önlem almak yerine paniğe giriyor daha çok. İnsanların politize olmadığını da görüyorum. Dur denmezse dünyanın sonunu gelecek...
Mahmut Korkmaz 53, Simitçi
Küresel ısınma deyince ozon tabakasının delinmesi aklıma geliyor. Artık insanlar çoğaldı, ormanlar azaldı, göller kuruyor. Küresel ısınma normaldir! Dünya bu nüfusu taşımıyor. Ben sokakta çalışan adamım, tabii ki, havaların iyi gitmesinden memnunum. Ocakta olmaz şubatta gelir kış.
Zeynep Özyurt 28, Oyuncu
Bir arkadaşım geçen kış şöyle demişti, "Neden hava bu kadar soğuk, küresel ısınma yok muydu?" Artık dört mevsimin yaşandığı ülke yok. Ben çok da fazla bir şey yapmıyorum. Konuyla ilgili çalışma yapan sivil toplum örgütleri var ve onlarla irtibata geçilebilir. Bu derdin dünyayı ve insanları tehdit ettiği herkese anlatılmalı bence.
(Pınar Öğünç)